21 Kasım 2009

Kurban Bayramı ve Yılbaşı

Kurban Bayramı kapıyı çaldı, Yılbaşına az kaldı!

Yerinde duramayanlar 5 günlük Kurban Bayramını 2009'un son tatil fırsatı bilip ne yapsak nereye gitsek diye planlar yaptı, google'da araştırdı, okudu. Elbette uzak mesafeler tercih edilmedi zira git-gel 2 günü yola harcamak pek mantıklı değil. Müslüman ülkelere de gidilmez zira bize bayram onlara da bayram, pek çok yer kapalı ;)

Blog istatistiklerine baktığımda belirli şehirler öne çıkmakta. Kimi neler görülmeli (kaşifler), kimi ne alınır (alışverişciler) kimi de gece hayatı (keyfine düşkünler) key wordleri ile arama yapıp düşümüş yolgidenindir.com adresine. Kurban Bayramı Gezi Önerileri isteyenlere kolaylık, işte en çok okunan yazıların linkleri;

İtalya - Roma / Milano
İngiltere - Londra
İskoçya - Highlands
Hollanda - Amsterdam
İspanya - Barcelona
Japonya - Tokyo (bunu çözemedim zira kim 5 gün için o kadar yol teper?)
ve tabi ki Türklerden Vize İstemeyen Ülkeler

Bir sonraki tatil Cuma gününe denk gelen 01 Ocak ve 3 günlük bir Yılbaşı long weekend'i. Muhtemelen Çek Cumhuriyeti - Prag ve Fransa - Paris revaçta olacak. Paris'e 3 kez gitmeme rağmen içimden hiç yazmak gelmiyor zira ben bir türlü sevemedim o şehri! Yerine Fransa'dan Cote d'Azur ya da kayak turu düşünenlere Les Arcs versek olmaz mı?

Bu arada meraklısına Halep'e gitmelerini öneririm. Istanbul'dan iç hat olarak Hatay - Antakya'ya uçuyorsunuz, oradan araba ile 1 saatte Halep'tesiniz. Ben bu aralar niyetlendim, bakalım ne zaman yolumuz düşecek?

Herkese iyi bayramlar, şimdiden mutlu noeller ve iyi yıllar...

Yol Gidenindir!

04 Kasım 2009

Hindistan - Bölüm V: Backwaters / Varkala

Backwaters - Allapey / Varkala - Kerala - Hindistan

Gokarna, Ohm Beach’te geçen 9 gün sonrasında artık yola çıkma vakti gelmişti. Zaten bu tip uzun seyahatlerin up & down ya da bir başka tabirle yoğun ve sakin dönemleri vardır. Vakit yollara düşme vakti gelmişti, bir sonraki hedef Doğunun Venedik’i olarak bilinen Backwaters’dı...
İnternetten edindiğimiz bilgiye göre Pazar günleri Gokarna’dan Allapey’e (Backwaters’ın iki kasabasından biri) giden bir ekspres tren vardı. 14:40’da hareket edip 14 saat yol alıp ertesi sabah varıyordu... lakin bilet yoktu.

Gokarna – Ernakulam

Dedik ki “Yol Gidenindir!” ve kendimizi istasyona attık. Bir şekilde Ernakulam’a giden trenin yataklı (a/c değil, fanlı) vagonundan yerimizi ayarladık. Bilet fiyatı 568 Rupi (17TL). Bir backpacker olarak Hindistan’da 14 saatlik yola “uzun” dememek gerek zira benim rekorum 26 saat ve hatta 36-38 saatlik trenler bile mevcut. Bu yolculukların bir bölümünü müzik dinleyerek, sudoku çözerek, memleketi kurtararak, trende tanışacağınız diğer backpacker’larla kağıt oynayarak değerlendirmek gibi alternatifler mevcut... Kalanında zaten uyuyorsunuz.

Ernakulam – Allapey

Tren sabahın kör şafağında Ernakulam’a varıyor ama Allapey’e trenler sabah 08:00 gibi başlıyor. Alternatif olarak otobüsler var ama biz 25 Rupi verip tren biletlerimizi alıp beklemeyi tercih ettik. Böylece ben de istasyonda lokomotif değiştiren trenleri izleyip bozuk Rupi’lerimi raylarda düzlettim.

Allapey

Ernakulam’dan bir saatlik tren yolculuğu sonunda Allapey’e vardık ve 250 Rupi ödeyerek kendimizi göl kenarında bir kaç otelin olduğu bir noktaya attık. Lonely Planet’de de bahsi geçen yerlerin hepsi dolu olduğu için sıkı pazarlıkla size tavsiye etmeyeceğim bir resort’a kendimizi attık.

Ertesi gün köyden saati 250 Rupi’ye (7,5TL) bir motorlu kayık kiraladık ve normalde turist gezdiren tekneler tarafından girilmeyen kanallarda, mahallelerde dolaştık. Bir bölge düşünün ki tamamı sular altında, yollar yerine kanallar, caddeler yerine ince uzun göller var. Akşamüstü ise gölün açıklık bir tarafında karaya çıktık ve gün batımını izledik... çaylar şirkettendi :)


Ayurvedik Masaj: Kerala bu işin merkezi, çıkış noktası... Bu konuda meslek yüksek okulları ve sayısız klinik var. Zira ayurveda, ayurvedik ilaçlar ve elbette ayurveda masajı burada çağdaş tıptan daha çok kabul gören bir olgu. İnsanlar hastalandıklarında önce Ayurvedik doktora, iyileşmezlerse homopetaik doktora, yani bizim bildiğimiz doktora gidiyorlar. Hal böyleyken ve Ayurvedik Masajın merkezine gelmişken mutlaka ama mutlaka paraya kıyıp bir masaj almak şart (800 Rupi).

Allapey – Kollam (Klasik Backwaters – Houseboat Rotası)

Hindistan’a bir backpacker olarak değil de bildiğimiz turist olarak geldiyseniz ve yeterli bütçeniz varsa bunun güzelce bir kısmını “Backwaters Tour” için “houseboat”lara harcamanız çok olası. Değer mi? Kesinlikle evet!

Fakat size tavsiyem Kollam’dan Allapey’e giden bir houseboat ayarlamanız yönünde olacak, çünkü bu rotada fiyatlar daha ucuz. İkinci tavsiyem de şu ki acente, otel vs aracı sokmayın işinize, gidip teknenizi kendiniz gözünüzle görerek seçin, pazarlığınızı kendiniz yapın. Çeşitli büyüklüklerde ve farklı tiplerde Houseboat’lar var. Kimi eski, orijinale yakın kimi ise 2000 model, klimalı... Gönlünüzden hangisi geçiyorsa artık. Fiyatlar günlük 3.500 Rupi’den (106TL) başlıyor ki bu sadece bot kirası.

Peki biz ne mi yaptık? Allapey’den Kollam’a 8 saatte giden “backpacker boat”una bindik, 400 Rupi (12TL) karşılığında aynı rotayı, gündüz gözü ile geze geze gittik. 10:30’da hareket eden tekne 14:00 gibi yemek molası veriyor. Muz yaprakları üzerinde balık, pirinç ve “chutney”lerden oluşan yemek ananas ile bitiyor. Yediğiniz kadar ödüyorsunuz, chapati’ler bedava ;) Teknenin sonraki durağı ise Matha Amrithanandamayi ashram’ının da bulunduğu Amrithapuri. İsterseniz burada inip ashramı gezip ve geceleyip (150 Rs) ertesi gün gelen tekne ile devam edebilirsiniz. Bizim ashram’la işimiz olmadığından devam ettik.

Bu tekne yolcululuğunun en güzel kısmı ise iPod’da yine Prem Joshua çalarken ve gün batarken onlarca “Chinese Fishing Net”lerin altından geçerken üst güvertede kaykılmış, sigaramı içtiğim 1 saatlik bölümdü... Acaip bir keyif! Bu arada tüm bu yazıdaki fotoğraflar Kemal Abi’den olup her hakkı saklıdır ;)

Nedir bu Backwaters?

Saatler boyu kanallarda, göllerde ilerlerken zaman zaman 40-50 metre ötedeki denizi görüp merak etmeye başlıyorsunuz; nedir bu backwaters’ın hikayesi diye.

Koloni yıllarında buraları aslında Hollandalıların kontrolünde olan bir bölgeymiş. Portekizlilerin Goa’sı olur da Hollandalılar boş durur mu hiç? Fakat bölge tıpkı Hollanda gibi deniz seviyesinden alçak, sık sık su basan bir bölge. İlk olarak mezarlık yapmak ve mezarları su baskınlarından korumak için belli bir alanı setlerle çevirip bir nevi adacık haline getirmişler.

Bu arada bunu bana anlatan kişi yol boyunca kendisi ve eşi ile muhabbet edip, sigara ve su ile seyreltilmiş üzüm pekmezi içtiğim İtalyan Paulo’dur. Elçiye zeval olmaz!

Ardından bu set sistemini kullanarak yaşam ve ekim alanlarını genişletip su akışını yönetmeye başlamışlar. O zamandan kalan yapılar bugün hala ayakta. Hindistan’ın bağımsızığından sonra Kerala’nın komünist hükümetleri de bu işe ciddi kaynak ayırıp göreceli olarak modern bir sistem kurarak bölgeye bugünkü halini vermişler.

Allapey’den Kollam’a giderken geçtiğimiz bir kanal kapısı kuzeydeki tatlı su gölleri ile güneydeki tuzlu suyu birbirinden ayırıyor. Göreceli modern sistem de işte burada tespit edilebiliyor, zira kapıyı 4 kişilik bir Hint ekibi bahşişlerini aldıktan sonra manuel olarak açıp kapatıyorlar.

Kerala ve Komünizm: Kerala, Hindistan’ın iki komünist eyaletinden biri. Evet, yanlış okumuyorsunuz, bu ülkenin demokrasi anlayışı o kadar farklı ki biri Kerala’da diğeri de Batı Bengal’de olmak üzere iki eyaletin yönetiminde Komünist Parti var. Her yerde orak-çekiçli kızıl bayraklar, sendika afişleri ve Marksist söylemler görmeniz mümkün. İşin ilginç yanı bu yönetim şeklinin demokratik sistem içerisinde 1967’den bugüne devam ediyor olması.
Kollam – Varkala

Saat 19:00’a yaklaşırken Kollam’a vardık. Burası Backwaters’ın güney ucunda, Arap Denizi’nin kıyısında bir liman şehri. Pek bir esprisi olmadığı için kendimizi deniz ürünleri ile meşhur olan Varkala’ya attık. Kollam – Varkala arası taksi ile 800 Rupi tutuyor fakat tekneden inen sizden başka birileri illa ki buraya gidiyordur, dolmuş yapabilirsiniz ;) Ben iki Alman’ı kafalayıp adam başı 200 Rupi’den bu işi hallettim.

Varkala

Bakmayın siz Lonely Planet’in “The sensational cliffs of Varkala” diye başlayıp “...with a strand of golden beach nuzzling the cliff edge, and more Bob Marley music that you can poke a dreadlocked backpacker at, the vide remains faithfully laid-back” diye devam eden tanımına.

Varkala Alman-Avusturyalı-Fransız akınına uğramış, Marmarisleşme yolunda hızla ilerleyen oldukça da pahalı, turistik bir yer. Otellerin istediği ücretler ise inanılmaz boyutlarda.

Fakat köy yarların üzerinde, denize hakim muhteşem bir konumda yer alıyor. Otel ve restoranların önünden geçen 1,5 m. enindeki yaya yolu belki de en güzel tarafı. Bol ve taze deniz ürünü var. İşin ilginç tarafı güneye indikçe Goa’da bulunan deniz ürünlerinden farklı olarak bilmediğim pek çok farklı balık ve böcek karşıma çıkmaya başladı Varkala’da. O gece yemekte koca bir parça kılıç balığı yedim ki yarım kilosu 250 Rupi’ydi (7,5TL) Bira ise 80 Rupi ki bu da normal bir fiyat.

Ne Yapılır?

Varkala’nın merkezinde hiçbirşey yapılmaz. Sahil satıcılarla dolu ve kalabalık. Siz en iyisi biraz yürümeyi göze alın ve 30dk. mesafedeki Edava ve 1 saat mesafedeki Koppil plajlarına gidin. Koppil çok az insanın geldiği, arkası backwaters önü deniz olan, altın kumlu bir sahil. Yakında Müslüman bir balıkçı köyü var ama ne onlar size ne de siz onlara ilişiyorsunuz. Burada fosforlu açık yeşil, fuşya renklerinde boyanmış hint işi cami köyün en ilgi çekici noktası.

Keyfiniz yerinde olacak ama buraya gelirken yanınızda yiyeceğinizi, içeceğinizi, sigaranızı vs. getirmeyi unutmayın zira hiçbirşey yok... En fazla plajdaki diğer gezginlerden alabilirsiniz. Üstelik en yakın bakkalın dönüş yolu üzerinde 30dk mesafede olduğunu düşünecek olursak işinizi sağlama almanız en iyisi. Ayrıca güneşin batış saatine göre erken kalkın, zira yol inişli çıkışlı.

Nerede ne yenir? Ne içilir?

Allapey’de balık yemeyin zira kanallarda tutuyorlar, gerek yok... Tavuk ya da sebze yiyin. Varkala’da ise mutlaka deniz ürünlerine saldırın.

Eyalet değiştikçe biraların markası ve fiyatı da değişiyor. Örneğin Allapey’de Kingfisher yoktu. Alternatif olarak King’s içilebilir. Olmadı deneme yanılma yöntemi ile ilerleyin.

Varkala’da Kerala Coffee House ya da Caffe Italiano kahvaltılar için iyi birer tercih olur. Akşam ise balığa göre yer seçeceksiniz. Balıktan anlamıyorsanız kalabalık olan yerleri tercih edin. Her iki durumda da pazarlık şart, salata patates vs istemeyin, balığın fiyatında anlaşın ;) Diğer saydıklarını isteyecekseniz onlar zaten ucuz, onların siparişini ayrı verin.

Ne zaman gidilir? Nasıl gidilir?
Ekim – Mayıs ayları arasında gidilebilir ama Kasım – Nisan dönemi daha uygun olacaktır. Yılbaşı dönemi ve bayramlarda fiyatlar da kalabalık da artıyor, siz off-peak zamanları tercih edin.

Trivandrum (Thiruvananthapuram) Kerala’nın başkenti ve burada uluslararası bir havalimanı mevcut. Qatar Airwyas, Emirates gibi pek çok körfez bölgesi havayolunun buraya uçuşu var. Siz de buradan başlayabilir ve kuzeye doğru bir rota izleyebilirsiniz. Bombay / Goa tarafından geliyorsanız benim geldiğim gibi gelirsiniz. Başka da yol yok zaten ;)

Nerede Kalınır?

Allapey’de Lonely Planet’den seçeceğiniz, kafanıza ve bütçenize uyan bir yerde kalabilirsiniz. Yukarıda da yazdığım gibi ben kaldığım yeri tavsiye etmeyeceğim, kendilerine kıl oldum çünkü. Hotel Raiban, Johnson’s veya Sona güzel orta karar (midrange) seçenekleri. Varkala’da sahildeki oteller pahalı ama “parama geçer hükmüm” diyorsanız sorun yok tabi. Hemen arka tarafta yer alan pansiyonlar da işinizi görür.

Aklınızda Bulunsun!
  • Uzun tren yolculukları için yanınızda mümkünse uçaklardan ödünç alabileceğiniz ufak yastıklardan, yemek yiyebilmek için bir kaşık, bagajınızı kilitlemek için bir zincir ve kilit bulundurunuz.
  • Kerala’da komünist rejimden dolayı mıdır yoksa eğitimden dolayı mıdır bilinmez turist kazıklamak gibi bir adet yok. Rickshaw 150 Rupi ise 150 Rupi’dir...
  • Varkala’da bir geceden fazla kalınmaz, hatta programda daha güzel bir yer varsa hiç uğranmayabilir. Ama deniz ürünü seviyorsanız durum değişir, öyle ise Varkala’da bir gece mutlaka kalınmalı.
  • Kerala’da bazı bakkallarda alkolsüz bira satıyorlar, normal bira buldum diye atlamayın, üzerini okuyun.
  • Varkala’da Cafe Italiano’nın içindeki ufak seyahat acentesi tren bileti de ayarlıyor, sabah kahvaltıda haber verip akşamına biletinizi alabilirsiniz.
Yol Gidenindir!

16 Ekim 2009

Hindistan - Bölüm IV: Gokarna - Karnataka

Gokarna / Ohm Beach - Paradise Beach
Karnataka - Hindistan


Şu sıralar (Ağustos/Eylül) Hindistan muson yağmurları ile yıkanmakta ama Ekim sonu gibi backpackerlar, gezginler ve müdavimler yavaş yavaş dönmeye başlayacaklar. Tek istisna sezon sonu güneyden kuzeydeki vadilere çıkmış olan grup ki onlar da Ekim gibi Delhi civarlarına varmış, göçmen kuşlar misali tekrar güneye doğru iniyor olacaklar.

Hindistan yazılarımın ilk iki bölümünü Delhi / Varanasi ve Rajasthan’a ayırmıştım ancak buraları yazmak hiç de öyle düşünüldüğü gibi kolay değil. Üstelik 5 yıl geçti üzerinden... bir daha ziyaret etmek, bilgileri ve tecrübeleri tazelemek şart.

İyisi mi ben Goa’nın hemen güneyinde, Karnataka eyaletinde bulunan Gokarna / Ohm Beach - Paradise Beach üçlüsünü anlatarak Hindistan serisine devam edeyim...

Goa – Gokarna


Goa’dan Gokarna’ya gitmek için öncelikle Goa’nın eski başkenti olan Margao’ya gitmek gerekiyor. Burası aynı zamanda Konkan Railways’in merkezi. KR01 numaralı Margao – Mangalore treni her gün 14:30’da hareket ediyor Bilet ücreti 21 Rupi (65 Kuruş).

iGOA macerasını geride bırakmış ve çantasını sırtına vurmuş bir backpacker olarak Prem Joshua’nın müzikleri eşliğinde Goa’ya veda ediyorum. Aslında bu tren yolculuğu 2 aylık Güney Asya seyahatinin, bir başka açıdan da “refresh your mind” sürecinin başlangıcı olması nedeniyle karmaşık duygular içerisinde başlıyor. Trenin raylar üzerinde çıkardığı tıgıt tıgıt sesleri iPod’dan gelen tınılara karışıyor.

Tren saat 16:30 gibi Gokarna Road istasyonuna varıyor. Backpacker gelse de götürsek diye bekleşen rickshaw*’cılarla sıkı pazarlık sonucu 30dk’lık yolculuk için 200 Rupi’ye, tren biletinin 10 katına anlaşıyorum ve Ohm Beach’e doğru yola koyuluyorum.
* Rickshaw, yolcu taşınan tripod

Ohm Beach


Burası adını Om işaretinden alan iki koyu olan bir bölge... ve elbette kutsal. Nerede kalacağıma dair en ufak bir fikrim yok, daha önce gelenlerden aldığım tek tavsiye “yorulup da ilk gördüğün yere girme” yönünde olduğu için sırtımda çantam, elimde terliklerim kumsalda keşfe çıkıyorum. Bu tip durumlarda en geçerli taktik insanları incelemektir. Kafaca size en çok uyabileceğini düşündüğünüz insanların çokça olduğu yer sizin için uygun yerdir.

Gözüme ilk kestirdiğim yere, Sangam Guest House’a giriyorum. Oda da var! Daha ne olsun? Sahildeki restoranın arkasına geçip hindistan cevizi ağaçlarının ve bilimum tropik bitkinin arasından tek çatı altında 4 odası bulunan bloğun önünde duruyoruz. Benimkisi 2 numaralı oda. Dört duvar, betondan yükseltilmiş bölümde bir şilte, cibinlik ve tavanda bir vantilatör. Fiyatı günlük 200 Rupi (6,5 Lira), duş ve tuvalet ortak.

Tam komşum Andy ve kız arkadaşı Nika ile merhabalaşıp kısa bir sohbetten sonra hemen kendimi sahile, güneşin batışını izlemeye atıyorum ki bir partiden geldiğini öğrendiğim Goa’dan İranlı arkadaşım Ali’yi görüyorum. Meğer parti bitmiş, insanlar kendilerine gelmek için Paradise Beach’e gitmişler.

Lonely Planet’de Ohm Beach’den Paradise Beach’e gündüzleri tekne ile ya da yaya olarak orman içindeki patikadan gidilebileceği, fakat gece her ikisinin tavsiye edilmediği yönünde bir bilgi var. Fakat ben bunu gece vakti orman içinde ve zaman zaman denize oldukça dik yamaçlarda yaklaşık 2 saat yürüyerek başardım... siz tavsiyelere uyunuz ;)

Paradise BeachAkşam güneş battıktan sonra vardığım Paradise Beach’te Goa’dan arkadaşlarla biraz sohbet, birkaç şişe Kingfisher’dan sonra o gece o yolu tekrar yürüyerek geri dönemeyeceğime kanaat getirdim ve kendimi bir “hut”*a attım. Sivrisinek spreyi diğer tarafta kaldığı için gece acılı geçti. Diğer taraftan da kafaca entersan oldu zira Goa’dan çıktıktan sonraki ilk gecem benim planladığım gibi değil de, aksine olması gereken buymuş gibi dedirtecek şekilde zorlayıcı, düşündürücü ve kendini buldurucu bir şekilde geçti.

Sabah cennet gibi bir koya bakarak uyanmanın keyfi ise yeniden doğmak gibiydi. Hemen aşağıdaki shack’de iki lokma bir şeyler yedim. Denize bile giremedim zira fisherman pant ve t-shirt ileydim. Zil gibi olduğum ve aklım Ohm Beach’de kaldığı için ilk teknelerden biri ile geri döndüm. Ne zaman gitsem de görsem dediğim Paradise Beach’i daha ilk gece ve günden görmüş oldum.

* Hut, saz ve hindistan cevizi ağacı yapraklarından yapılmış bir nevi basit odacık

Borga’s Lounge

Cuma günü geldiğim Gokarna’da iki-üç gün kalıp güneye doğru devam edecektim ama o kadar güzel ve huzurlu bir yerdi ki 9 gün kaldım. Goa’dan ve diğer gezdiğim yerlerden en büyük farkı insanların hemen hemen aynı frekansta, huzurlu, samimi ve keyifli tavrılarından dolayı bir nevi komün ortamı gibi oluşuydu.

Cumartesi günü odamın önüne hamağımı kurmuş, Andy, Nika ve diğer yan komşum Marti ile muhabbet ediyorduk. Aynı akşam Eric, Lisa ve Mathias da bize katıldı. Ertesi gün ise Noa ve Omar. Üçüncü günün sonunda gündüz birlikte denize giren, frizbi oynayan, akşamları birlikte yemek yiyen ve gece de benim odamın önünde iPod+Speaker’dan kah Prem Joshua kah Pete Rock kah Mushroom Jazz dinleyen 1 Türk, 2 İngiliz, 1 İsviçreli, 2 Kanadalı, 1 Rus ve 2 İsrailli’den oluşan bir grup olmuştuk...2 numaralı odanın önündeki veranda da Borga’s Lounge!

Sanki Beach filminin küçük bir versiyonu gibiydi ortam ve herkes inanılmaz keyif alıyordu. Sabah odanızdan dışarı çıkıp Hindistan Cevizi ağaçlarının ve tropik bitkilerin arasından geçip sahile çıktığınızı ve karşınızda açık maviden sonsuz maviye dönen, yunusların yüzdüğü bir denize kendinizi attığınızı hayal edin...

Kemal Abi ve Fotoğraf


İlk haftanın sonunda gezinin geri kalanında bana eşlik etmeye karar verip kendini Goa’dan Gokarna’ya atan Kemal Abimizden bahsedeyim. Bir nevi anne tarafından aileden sayılan Kemal Abi süper bir insandır. Kendisi 70’li yılların sol tandanslı kuvvetli bir karakteri olup pek çok yaşanmışlık ve gönül yaraları ile kendisini Hindistan’a, Goa’ya atmış, her yere taşıdığı Nikon kamerası ile harika üstü fotoğraflar çeken, tadında muhabbetleri ile tam da birlikte seyahat edilecek bir kişidir. Fotoğraflar için >>>

Gokarna Village

Ohm Beach’den ayrılmadan Gokarna köyünü görmeden gitmek olmazdı. Güzel bir tesadüf eseri o Cumartesi köyde bir festival vardı. Hindistan gerçekten acaip bir yer. Hiç tahmin etmediğiniz bir yerde hiç aklınıza gelmeyecek güzellikler karşınıza çıkabiliyor.

İnek çişinden 41 çeşit ilaç yapan gurudan tutun köy meydanına kurulan sahnede Shiva ve Ganesh’in hikayelerini canlandıran ilkokul öğrencilerine kadar yok yoktu.
Peki siz gitmek isterseniz ne mi yapacaksınız? Ohm Beach’den kalkan teknelerden birine kendinizi atacaksınız ve denizden karayı izleye izleye Gokarna’nın sahiline varacaksınız. Dönüşte hava karardıysa mutlaka ama mutlaka rickshaw tutun. (150 Rupi)

Köyün sokaklarında gezinirken evlerin içine bakmayı ihmal etmeyin. Muhteşem tavanlar, işlemeli duvarlar görüp hayrete düşeceksiniz. Eğer şanslıysanız tahtadan yapılma, tekerleği 2,5 metre çapındaki dev geçit arabasını da görebilirsiniz.

Gokarna’da ne yapılır?
Burası kafa dinleme yeridir. Partisi, gece hayatı, eğlencesi yoktur. Lüks, rahat ise hiç bulunmaz, dolayısıyla sıkı bir backpacker değilseniz ve Hindistan’a ilk defa geliyorsanız burayı es geçebilirsiniz.

Ne zaman gidilir?
Ekim – Mayıs arası arzu ettiğiniz zaman gidebilirsiniz.

Nasıl gidilir?
Goa’daysanız Margao’dan tren (KR01) ile gidebilirsiniz. Alternatif olarak Bombay (Mumbai)’den güneye inen ekspres trenler ile Ankola istasyonuna ulaşabilirsiniz ki bu istasyon Gokarna’ya yaklaşık 90dk mesafededir. Diğer bir alternatif ise Bangalore’a uçup buradan kuzeye çıkan trenlerden biri ile ulaşmak. Yani öyle gitmesi kolay bir yer değil, biraz zahmete girmek gerekiyor ;)

Nerede Kalınır?Yandan yemiş bir resort ve hamak kurabileceğiniz bir açıklık haricinde sahil boyunca konumlanmış 8-10 guest house’tan birinde kalabilirsiniz. Tavsiyem “hut” yerine en azından bir odanız olması yönündedir. Oda fiyatları 200-250 Rupi civarındadır.

Nerede Yenir?Kaldığınız guest house’un yemeklerinden memnun değilseniz ya da değişiklik olsun diyorsanız Ohm Shiva veya Namaste’nin yemeklerini deneyebilirsiniz.

Aklınızda Bulunsun!
  • Ohm Beach kutsal bir yer; içkiye, taşkınlığa yer yok
  • İlla ben içmeden duramam diyorsanız guest house’unuzun sahipleri ile iyi geçinin... belki taze meyve suyunuzu “yıldızlı” yapabilirsiniz.
  • Yabancılar Gokarna’daki hiçbir tapınağa alınmazlar, bozulmayın
  • Beach’ler arası tek başınıza yürümeyin... Tehlikesi kaybolma ya da düşüp biçare biri geçse de beni kurtarsa noktasına gelmenizdir.
  • Haftasonları Hindistan’ın pek çok sahil köyünde olduğu gibi yerel halk da sahillere akın ediyor, makul olun.
  • Gece sahilde yürürken dikkat edin zira vıjykk diye taze inek bokuna basma olasılığınız yüksektir.
  • Gündüz sahilde kitabınızı, derginizi ve hatta plaj yaygınızı başı boş bırakmayın inekler bunları da yiyebilmekte.
  • İnekleri kovalamak çözüm değil, meyveci abladan satın aldığınız taze ananas ve diğer meyvelerin kabuklarını 100 metre uzağa atmanız sorunu çözecektir.
  • Gideceğiniz bir sonraki yere tren biletinizi önceden ayarlamaya çalışın.
Yol Gidenindir!

03 Ekim 2009

Saatlerinizi Avrupa'ya Ayarlayın!

İster iş için gidiyor olun isterseniz 29 Ekim veya Kurban Bayramı ya da yılbaşını yurtdışında geçirsek mi diye düşünüyor olun... işte fırsat; 49 €'dan başlayan Avrupa biletleri http://www.sunexpress.com/ 'da.


14 Mayıs 2009

Son Gezi Hakkında...

Son gezide son 2 yıldır yaşadığım Goa'dan yola çıkıp Güney Hindistan, Sri Lanka, Sigapur, Malezya ve Tayland'da dolandım. Gezi uzun olduğu için de gezi notları da uzun :) Toparlamak, bir yazı haline getirmek ve burada, ticari amaç olmadan, tıpkı sizin gibi gezen bir gezginin gözünden bakarak nereye gidilir, nerede kalınır, ne yenilir, ne içilir, ne yapılır, seyahat önerileri vs kolay iş değil.

Ben bunları toparlarken gidecekleri bu bilgilerden mahrum bırakmak da olmaz. Biraz önce istatistiklere baktım, ayda ortalama 4.000 kişi bu blogu ziyaret ediyor, 6.000 sayfaya bakıyor ve seyahatleri ile ilgili yararlı bilgilere ulaşıyor.
Aşağıdaki şehir/bölge yazıları yakında burada olacak ama sorusu olanlar bana yine bu blog aracılığı ile ulaşabilirler...
  • Gokarna / Ohm Beach - Paradise Beach (Karnataka - Hindistan)
  • Backwaters / Allapey / Varkala (Kerala - Hindistan)
  • Kanyakumari / Mamalapuram / Puducherry / Auroville (Tamil Nadu - Hindistan)
  • Sri Lanka
  • Singapur
  • Kuala Lumpur / Penang (Malezya)
  • Surathani / Koh Samui / Koh Phangan / Bangkok (Tayland)
Yol Gidenindir!

22 Mart 2009

Bir Milyon Fil Ve Bir Beyaz Şemsiye = Laos

Birlikte seyahat ettigim, arkadasim Sona'nin Laos yazisinin ilk bolumu Aktuel dergisinin son sayisinda cikti. Ilgilenenler icin linkini paylasiyorum;

http://www.yeniaktuel.com.tr/dun103,187@2100.html

Tayland'dan, Koh=Phangan'dan herkese selamlar...

14 Mart 2009

Update

Su anda Tayland'da, Koh-Phangan adasinda seyahatin bundan sonrasini planlamakla mesgulum. Epey yazacak sey birikti... hatta bunlari bir yazi dizisi filan mi yapsam diye dusunceler duhul etti. Su anda seyahatin sonu Nisan ortasinda Nepal-Kathmandu olarak gozukmekte...

Yol Gidenindir!

25 Şubat 2009

Yol Gidenindir!

14 Subat 2009 tarihinde Goa'dan yola ciktigim ve Hindistan'in guneyi, Singapur, Malezya, Tayland, Kambocya'yi kapsayan seyahatimin gezi notlari pek yakinda burada olacak...

Malumunuz bu yazilari internet cafe'lerde yazmak mumkun olmuyor, hem kafayi toparlamak hem de vakit ayirmak gerekiyor. Yakinda gorusmek uzere...

Yol Gidenindir!