20 Şubat 2016

Güney Afrika - Cape Town / Durban

Havacılığa başladığım 90’lı yıllardan beri gitmek istediğim lakin hem zaman hem de bütçe kısıtları nedeniyle gidilmesi hep ertelenen bir ülke olan Güney Afrika’ya bir iş gezisi vesilesiyle nihayet gidebildim.

Güney Afrika’ya gidenlerden genelde duyduğunuz Johannesburg, Cape Town, Sun City, Krugger Park gibi kulağınıza aşina olan yerler olduğunu biliyorum. Benim seyahatim ise THY’nin yeni uçmaya başladığı Durban’da gerçekleşen bir konferans nedeniyle bu şehirden başladı. 4 günlük iş seyahatinin sonuna ekleyerek sadece Cape Town şehrini görebildim.

Güney Afrika hakkında

Afrika Kıtasının en ucundaki bu topraklara ilk gelenler 1652 yılında Hollandalılar. Bu nedenle pek çok şehir, bölge ve sokak ismi, buna ek olarak ülke genelinde konuşulan Afrikaans dilinin de özü Felemenkçe. Daha sonra Hollanda’nın gücünün azalması ve İngiltere’nin yükselişi ile 1700lü yılların sonundan itibaren İngiliz hakimiyeti söz konusu. Şans mı yoksa tesadüf mü bilinmez ülkenin bugün bile en önemli gelir kaynağı olan elmas ve altın madenleri 1800lü yılların başında bulunuyor. Avrupa kıtasından ciddi bir göç yaşanıyor. Bu arada Hollanda kökenli Boerler ile İngilizler arasında iki savaş oluyor. Aralarındaki barış anlaşması 1939 yılında 2. Dünya Savaşında ülkenin İngiltere’nin mi yoksa Almanya’nın mı yanında saf tutacağı konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle bitiyor.

Apartheid – Irk Ayrımı

2. Dünya Savaşı sonrası ülkede Boerlerin partisi olan sağcı Ulusal Parti hakim oluyor ve ırk ayrımına dayanan politikalar hayata geçmeye başlıyor. %80’i siyah olan nüfusu beyaz azınlık yönetmeye başlıyor... hem de ne yönetmek! 1990 yıllara kadar Afrika kıtasının en gelişmiş ülkesinde beyazlar sefa sürmüş, siyahlar ve renkliler ise cefa çekmiş. Dünyadan gelen baskılara ve ambargolara dayanamayarak Ulusal Parti politikalarından taviz vermesi, Nelson Mandela’yı serbest bırakması ve 1994’de yapılan seçimlerle bu ırk ayrımı dönemi resmi olarak kapanmıştır.

Günümüz

Para ve ticaret halen beyazların kontrolünde. Hal böyle olunca eğitim alabilmiş ve kendine toplumda öyle veya böyle yer bulabilmişler dışında siyah halkın çoğunluğu yine fakir, yine zorda ve yine tepkili. Önyargılı yaklaşmamak gereken bir durum var; siyahların hepsi sizi soymak, dolandırmak ve hatta öldürmek isteyen insanlar değil. Suç oranının ülke genelinde yüksek, Johannesburg’da ise çok yüksek olmasının nedeni elbette bu eşitsizlik ve beyazlara karşı dinmeyen öfke. Neticede hala aç olmasının, teneke mahallelerde yaşamasının sebebi olarak beyaz adamı gören bir grup insanın olması kimin suçu iyi düşünmek lazım.

Güvenlik

Sıkıntılı bir konu bu güvenlik. Bir beyaz turist olarak Cape Town ve civarı dışında öyle elinizi kolunuzu sallaya sallaya gezemeyeceğinizi biliniz. Cape Town’da bile gezerken algılarınızın açık olmasına, tüm dünya şehirlerini gezerken takındığınız dikkatli tavrınıza ve iç güdülerinize ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Merkezi yerlerde, turistlerin bulunduğu bölgelerde Public Safety, yani bizim Zapıta ile Güvenlik Görelisi kırması elemanları gezinmekte. Zararı yok faydası var bu arkadaşların.

Durban’da bize mümkünse tek başımıza yürümememiz, akşam 20:00-21:00’den sonra sokağa çıkmamamız öğütlendi. Abartanlar da var tabi ama bilmediğiniz bir coğrafyada risk almamak daha doğru. Johannesburg hakkında yorum yapmam pek doğru olmaz ama en sıkıntılı şehrin de orası olduğu aşikar. Siz tedbirli olun, üzülmeyin ;)

Nasıl gidilir?

THY’nin Istanbul’dan Johannesburg ve Durban’a direkt sefer mevcut. Bu uçuşlar, uçak değiştirmeden Cape Town’a devam ediyor. Emirates, Etihad ve Qatar Airways’in körfez aktarmalı uçuşlarına da bakmanızı tavsiye ederim. Özellikle Cape Town’a gidiyorsanız THY ile Jo’burg veya Durban’da uçak içinde beklemeniz olacak. Bu nedenle körfezden bir aktarma ile gitmek aynı kapıya çıkıyor. Ucuz bir alternatif ise Mısır Havayolları.

Yol uzun, Istanbul – Jo’burg 10 saat sürüyor. Ben dönüşte THY ile Cape Town - Jo'burg - Istanbul uçtum. Cape Town - Jo'burg 1,5 saat sürüyor. Yerde uçak içinde yaklaşık bir 45dk bekleme var. Sonra yine 10 saat Jo'burg - Istanbul. Toplam 12 saati geçti yolculuk süresi. Miles & Smiles milleriniz varsa Business Class'a upgrade olun. Ben yaptım, her miline kadar değer.

Ne zaman gidilir?

Güney Afrika güney yarımkürede yer aldığından mevsimler ters. Sezon Ekim – Nisan arası kabul edilebilir. Hava her daim sıcak ancak en çok yağış Aralık ve Ocak aylarında.

Güney Afrika'da ne yapılır?

Durban

Zuluların memleketi KwaZulu Natal bölgesinin en büyük şehri ve ülkenin doğusunda yer alan en büyük liman. Jo’burg ve Cape Town’dan sonra ülkenin en büyük üçüncü şehri olan Durban 2010 yılında gerçekleşen Dünya Kupası’nın ev sahiplerinden de biri olmuş. İngilizlerin şeker kamışı tarlarında çalıştırmak üzere getirdiği Hintliler nedeniyle bugün Hindistan dışındaki en büyük Hint nüfusuna sahip bir yer burası. Hindistan’ın temizi ve düzenli hali nasıl olurdu diye soranlara bu şehri görmelerini söyleyebilirim. Bunun dışında pek bir şey yok maalesef. Yine de yolu düşecek olanlar için yazalım;

  • uShaka Marine World şehrin sahili boyunca uzanan Golden Mile yolunun sonunda yer alan bir akvaryum. Dükkanları, restoran ve kahveleri ile ilginizi çekebilir
  • Kumar tutkunları için adres Sun Coast Casino
  • Şehrin biraz dışında yer alan ve pek çok tür barındıran timsah çiftliği günübirlik bir gezi için düşünülebilir
  • Tabi ki safari! Pek çok seçenek var, araştırmak şart. Şu siteye göz atarak başlayabilirsiniz. www.safarikzn.com

Cape Town

Şehrin en önemli noktası Table Mountain. İngilizce yazınca pek bir şey ifade etmeyebilir, orijinal adı Masa. Evet, tepesi dümdüz bir dağdan bahsediyoruz. Hemen karşısında Lions Head ve Signal Hill var. Bunlar küçük olan tepeler. İkisinin arası ise City Bowl, yani şehir çanağı. Lions Head’in deniz tarafı zengin banliyö Camps Bay. Güneye doğru indikçe istikamet Cape Point, bizim bildiğimiz Ümit Burnu ve civarı. Yandaki foto ile mevzuyu çözersiniz. Stadyumu baz alırsanız; saat 12 yönü Lions Head, saat 11 yönü Table Mountain, 8:30 yönü V&A Waterfront.

Benim zaman kısıtım vardı. Dolayısıyla olmazsa olmazları görmek üzere bir plan yaptım. Uçağım öğlen Cape Town’a indiği için eşyaları otele atıp direkt Table Mountain’a çıktım. Şanslıydım zira sis, bulut yoktu. Hem harika bir manzara var hem de oryantasyon için iyi bir fırsat. Ücretsiz rehberlik var, kulak kabartıp pek çok şey öğrenmeniz mümkün. İndisi-çıktısı iki saatinizi alır. Tepede güzel bir cafe var, öğlen yemeğini burada yiyebilirsiniz.

Ardından direkt V&A Waterfront’a gittim. Burası belki de Cape Town’ın hem turistler hem de yerlileri tarafından tercih edilen en popüler ve de keyifli kısmı. Eski tersane bölgesi bugünün gezinti, alışveriş, yeme-içme ve otel bölgesi olmuş. Biraz ABD’yi hatırlatıyor ama yine de biraz gezinti ve bir akşam yemeği için ideal.

Ertesi gün Greenmarket bit pazarı ile başladı. Burası her gün kurulan hem eski hem de yeni el işlerinin, hediyeliklerin ve kıyafetlerin satıldığı bir yer. Eşe dosta ve en önemlisi eve alışverişi buradan yapabilirsiniz ancak sıkı pazarlık şart.

Öğleden sonra yarım günlük tur ile Ümit Burnu’na doğru yola çıktım. Güney Afrika’nın yolunu şaşırıp gelmiş ve kumda yaşayan meşhur penguenlerini yol üzerindeki Boulders Beach’te görebiliyorsunuz. Sonra Ümit Burnu Feneri ve en sonunda burnun kendisi. Bu arada belirtmeden geçmeyelim; coğrafi olarak Afrika’nın en uç noktası değil Ümit Burnu. O nokta 150km ilerideki Cape Agulhas. Ümit Burnunun özelliği ise Atlantik ve Hint Okyanuslarının buluştuğu nokta kabul edilmesi. Gemiciler için zoruluğu buradan geliyor ;)

Dönüşte rehberden beni Camps Bay’de indirmesini istedim. Burası belki de şehrin en keyifli yeri. Sahilde boylu boyunca uzanan parkı, yolun karşısındaki lokantaları, insanları ve tarzı ile gayet keyifli bir yer. Gün batmadan gitmenizi ve günü sahilde batırmanızı tavsiye ederim. Ben yemek kısmına yetişebildim.

Ertesi sabah Long Street’de yapılan kısa bir gezinti ve kahvaltının ardından dönüşe geçtim.

Alternatif Rotalar

Birkaç günüm daha olsaydı gitmek isteyeceğim yerler ise şunlar olurdu;

  • Üzüm Bağları: Güney Afrika şarapları ile ünlü. Bu bağlar şehrin dışında yer alıyor. En yakını Stellenbosch ve civarındakiler. Tercihen bir gece konaklamalı, olmuyorsa tam gün tur alarak gezebilirsiniz. Sabah 08:30 gibi çıkıp akşam 18:00 gibi dönüyorsunuz. Arabayla 1,5 saat sürüyormuş.
  • Disctrict Six: Apertheid rejiminin 60’lı ve 70’li yıllarda beyazlara ait ilan ettiği, 60.000’den fazla siyaha zorla boşalttırdığı, gettolara gönderdiği ve dümdüz ettiği bölge. District Six müzesi şart. Townships: Zorla yerlerinden edilen siyahların yerleştirildiği gettolar. Rejim değişikliği sonrası kısmen değişen bölgeleri rehber eşliğinde gezmekte bir sıkıntı yok ama kafanıza göre alıp başınızı gitmeyin, tehlikeli.
  • Robben Adası: Mandela’nın da yıllarca tutulduğu, Hollandalıların gelişinden itibaren 1996 yılına kadar kullanılan hapishane şimdilerde UNESCO tarafından dünya mirasına dahil edilmiş. 4 saatiniz alan bu gezi için V&A’den kalkan feribotlar var.
  • Garden Route: Bunun için araba şart. Cape Town’dan yola çıkıyorsunuz ve sahil hattından doğuya doğru geze geze gidiyorsunuz. Bence iki kişi yerine 3-4 kişi olmak daha iyi olur.

Yeme-İçme

Güney Afrika’nın nesi özel ve meşhur derseniz cevabım maalesef yok. Lakin sıkıntı da yok zira memlekette çeşit çeşit millet yaşadığından her türlü mutfak da mevcut. Bence deniz ürünlerini pas geçmeyin. Devekuşu, timsah, antilop gibi hayvanların etlerini tatmak istiyorsanız Güney Afrika bu iş için ideal. Hem temizliği konusunda eminsiniz hem de pişirmesini biliyorlar. Ben yerel adıyla Kudu olan bir antilop türü denedim. Geyik etine benziyor, az yağlı ve lezzetli.

Cape Town’da kahvaltı/brunch için Bree Street’in sonundaki Borage Bistro, V&A Waterfront’da balıkçı Harbour House, Hint yemeği seviyorsanız Bukhara ve son olarak cafe tarzında Mozart ve Hemelhuijs bana önerilenler.

Ülke şarapları ile meşhur. Ama bence Pinot noir ve Cinsaut üzümlerinin 1920 yıllarında aşılanması ile yaratılan Pinotage’dan yapılan şarapları tavsiye ediyorum.

Gece Hayatı

Gece dışarı çıkmanın gündüz dışarı çıkmakla hiç bir farkı yok. Normal dikkat haliniz devam ettiği sürece ekstra bir endişeye gerek olmadan mekanları keşfe çıkabilirsiniz. Cape Town için tavsiyeleri bir süre orada yaşamış bir arkadaşımdan aldım, aynen aktarıyorum. Bree Street ve Long Street civarında çok cool küçük barlar var. Bana The House of Machines diye bir bar önerdi (84 Short Market Street), gayet keyifliydi. Harika ev yapımı kokteyller var; mesela isli Southern Comfort. Özelliği ise parça odunu gözünüzün önünde yakıp bardağı üstüne kapatıyor, shakerda hazırlanan kokteyl ile yoğun is bardağınızda buluşuyor ;) İnsanlar gayet medeni, rahat, hoş sohbet...

Nerede kalınır?

Ben barların ve cafelerin olduğu, hafta sonları daha da canlan Long Street’de kaldım. Pansiyondan 5 yıldızlı otele kadar pek çok alternatif mevcut. Araba kiralama gibi bir düşünceniz varsa isterseniz şehrin banliyölerinde kalabilirsiniz. Çok güzel, keyifli villar, mini konaklar var. Şehirde kalacaksanız ve araba da olsun diyorsanız ki sağa sola giderken faydalı olur, otelin otoparkının olmasına ve fiyatlarına dikkat edin.

Aklınızda bulunsun

  • 1 Rand 20 kuruşa denk... yani 1 Türk Lirası 5 Rand civarı.
  • Cape Town’da havalimanından şehre taksi ile gidecekseniz dışarıda sıralanmış resmi taksileri tercih edin.
  • Cape Town’dan gidilebilen bir-iki günlük safariler bence anlamsız. Güney Afrika’da safari için en iyi adres Kruger Park. Ben yine de safari yapacaksanız Tanzanya’yı öneririm.
  • Yeni çıkan yasaya göre restoranların açık alanlarında da sigara içmek yasak. Ancak bizdeki gibi esnek davranan yerler var. Oturmadan sorun.
  • İç hat uçuşları için Mango Havayollarını tercih edebilirsiniz. Güney Afrika Havayollarının SAA'in yan kuruluşu /AnadoluJet hesabı), güvenli ve Miles & Smiles kartınıza mil işletebiliyorsunuz. Bunu yanında SAA'in kendisi, British Airways ve Kulula var.
  • Table Mountain için teleferik biletini önceden internet üzerinden almanız sizi sıra beklemekten kurtarır.
  • Gideceğiniz tarihe yakın Time Out Capetown sayfasına göz atmakta fayda var.
  • Long Street'te bulunan The African Music Store'a mutlaka uğrayın. Burası hem Afrika müziklerini bulabileceğiniz bir yer hem de sahibi çok yardımcı. Ayrıca kendi projeleri de var. Neticede yerli müziklerinden tutun oranın isyanından beslenen müziklere kadar pek çok tür var. Ben African Jazz dedim bana 8-10 CD dinletti ve seçtirdi. 10 numara hediye de olur ;) 
  • Güney Afrika’ya bir kez gidilir, daha da gidilmez


Yol Gidenindir!

Hiç yorum yok: