16 Nisan 2014

4 günlük Londra

Londra, her ziyaretinizde size farklı tatlar, değişik deneyimler sunabilen ve işte sırf bu yüzden de her gidişinizde size keyif veren bir şehirdir.

Londra’ya ilk kez gidiyorsanız öncelikle yine Yol Gidenindir bloğunda 2008 yılında yazdığım ilk Londra yazısını okumanızı tavsiye ederim. Bu yazıda kısa bir tarihi bilgi, oryantasyon, gezilecek yerler, yeme-içme önerileri ve dikkat edilmesi gerekenler / notlar bulunuyor. Bir nevi Londra 101 yazısı… O yazının satır aralarına 2008’den 2014’e olan değişiklikleri de ekledim.

Sanat, spor ve keyif ağırlıklı bir Londra gezisi

Mart 2014 gerçekleştirdiğim son ziyaretimin esas sebebi iki arkadaşımla gittiğim Galatasaray’ın Chelsea ile oynadığı Şampiyonlar Ligi maçıydı. Fakat Londra’ya sadece maç için gitmek ne benim ne de Londra’nın içine sinmeyecek bir durumdu :) Genişletilmiş, 4 günlük bir program ile yola çıktık.

15/03

Serpentine
Londra’ya öğleden sonra vardık. Metro ile şehre ulaştıktan (45dk) ve otele yerleştikten sonra Pret A Manger’den sandviçlerimizi alıp kendimizi Kensigton Gardens’a attık. Biraz soluklandıktan sonra ilk durak parkın içerisindeki Serpentine galerisi oldu. Gitmeden önce sizin ziyaretiniz sırasında neler olup bittiğini web sitesinden kontrol ediniz. İlginizi çekmiyorsa Kensigton Gardens yerine Hyde Park gezilebilir.

Akşam otelimize yakın mahalle pubında Guinness eşliğinde ertesi günün planlarını yaptık. Bu pub konusu önemli zira nerede kalıyorsanız kalın, size de kaldığınız yere en yakın publar arasında kafanıza uyan bir tanesini belleyin ve gidin, pişman olmazsınız. Akşam Masala Zone'da thali, naan ve prawn masala ziyafeti vardı :)

16/03

Camden Town
Pazar günleri Camden Town ayrı bir güzel olur. Biz de güne buradan başladık. Bit pazarı tadında ıvır-zıvır satan tezgahları, etnik kıyafetlerden tutun eski bavullara ve çantalara, turistik eşyalardan tutun ilginç dekorasyon objelerine pek çok şeyin satıldığı dükkanları ve pasajları ile bu bölgeden eminim siz de keyif alacaksınız. Yorulduğunuzda Lock 17’de bir kahve veya bira için mola verebilirsiniz.

www.modernbook.com/arnoelias
Öğleden sonra bizim şansımıza tarihi ziyaretimize denk gelen ve Battersea Park’da düzenlenen Affordable Art Fair’e gittik. Adından da anlaşılabileceği gibi fiyatların 40£ ile 4.000£ arasında sınırlandırıldığı ve dünyanın çeşitli ülkelerinden katılan 181 galerinin temsil ettiği yüzlerce artist ve binlerce eser... Yılda iki defa yapılan bu fuarın tarihlerini sitesinden takip edebilirsiniz.

Benim hoşuma giden eserlerin çoğu ise maalesef belirlenen fiyat aralığının üst taraflarındaydı. Birkaç isim vermek gerekirse Laura Jordan, Damian Daly, Finn Dean ve favorim Arno Elias takibinizde olsun. Bir de kinetik sanat eserleri ilgimi çekti. İmkanı olanlar 16-19 Ekim 2014'de dizenlenecek Kinetica Art Fair'e gidebilir.

Neticede bir şehir en güzel yürüyerek gezilmez mi? Biz de Battersea Park’tan çıktık yola. Chelsea Bridge üzerinden geçerken güneşi batırdık. Buradan Victoria Station’a yürüdük. Metro ile Covent Garden’a gittik.

Covent Garden
Covent Garden benim Londra’da sevdiğim bölgelerden biridir. Lokantaları, pubları, dükkanları ile hareketlidir bir kere. Akşam yemeğini fiyatları ortalama üzeri olmakla beraber (yemek+şarap kişi başı 55£) yemeklerin leziz olduğu Balthazar’da yedik, tavsiye ederim.

17/03

TATE Modern
Sabah mahallenin pubında kahve ile başladı. İstikamet Londra’nın en önemli müzelerinden biri olan TATE Modern. Eski bir bisküvi fabrikasından evrilen müze ile ilgili bir fikri olmayanlar için belki şu isimler bir şeyler ifade edebilir; Picasso, Rothko, Miro, Kandinsky, Serra, Monet, Matisse...

Burası şu hali ile en az 4-5 saatiniz alacak bir müze. Hemen yanına inşa edilmekte olan yeni binası açıldığında tahminimce bir tam günü yer. İçerisindeki lokanta ayrıca tavsiye edilir. 23,5£ toka ettiğinizde bir başlangıç ve bir ana yemek yiyebiliyorsunuz... değer mi? Bence değer ;)

Müze ziyaretinizi ünlü St. Paul katedralinin kapanış saatine göre ayarlayıp TATE Modern köprüsünden karşıya geçip günbatımından önce içeri girin, gezin. Biz kaçırdık, siz kaçırmayın.

Akşamına Soho’ya gittik, biraz dolandıktan sonra farklı bir mutfak deneme kararı ile kendimizi Vietnam lokantası Cay Tre’ye attık, Pho ile tanıştık. Bu gayet doyurucu etli sebzeli erişte çorbasını öneririm.

18/03

Streer Art - East End
Londra’ya sanat ağırlıklı bir gezi için geliyorsanız mutlaka almanızı önereceğim bir tur var; East End Walking Tour – Street Art. Havanın durumuna göre 3-4 saat süren ve bölgedeki sokak sanatını görebileceğiniz ve dinleyebileceğiniz harika bir alternatif. Alternative London Tours sitesinden rezervasyonu web sitesinden ve önceden yapmanız şart. Ücret ise tur sonunda gönlünüzden ne koparsa. Vereceğiniz her poundu helal edeceksiniz.

Öğleden sonra British Museum’a hızlı bir ziyaret... Burası aslında bir tam gün olmasa bile en az 5-6 saat ayırmanız gereken bir müze. Her katı, her odası ayrı bir dünya.

Akşam Chelsea – Galatasaray maçını izlemek üzere Stamford Bridge Stadium’a gittik. Sonuç herkesin malumu :(

Kendi tuttuğunuz takımın Londra'da maçını izleme şansınız yoksa en azından bir Premier League maçını izlemeye çalışabilirsiniz. Ya da gidin mahalle pubınıza ve İngilizlerle birlikte bir maçı izleyin. Ouuu... auuuv diye izliyorlar...

19/03

Natural History Museum, Science Museum ve V&A yan yana üç gezilesi müze. Bu üçüne bir gün gider. Arada acıktığınızda kendinizi Exhibition Road üzerindeki cafelerden birine atın. Benim size önerim Fernandez Wells olacaktır.

Akşamüstü Londra’dan ayrılacağımız ve vakit kalmadığı için bu müzelerin hepsi gezilemedi. 19:15’de kalkacak uçağa binmek üzere yola koyulduk.

Notlar
Street Art - East End
  • 1£ maalesef 3,6TL...yani “aa sadece 5£ canım” dediğiniz şey 18TL. Aman dikkat!
  • Gitmeden önce dersinizi çalışın ve güzel bir program yapın. Wikitravel ve TripAdvisor iki güzel kaynak
  • Varışınızı takiben havalimanı metro istasyonundan bir Oyster Card edinin, dönüşte de kartınızı iade edip kart depozitonuzu geri almayı unutmayın
  • Ben 45dk metro ile dıgır dıgır gitmem diyorsanız Heathrow Express sizi 21£ karşılığında 15 dakikada Londra'nın merkezindeki Paddington istasyonuna indiriyor. 
  • Aslında metro bile gayet pahalı bir ulaşım aracı. Gezeceğiniz yerleri gruplayın ve aralarda yürüyüp tasarruf edin
  • Değişik dünya mutfaklarını keşfetmekten korkmayın. Londra'da dünya üzerindeki hemen hemen her mutfağın lokantasını bulabilirsiniz
  • Ben gittiğimde sergi değişimi nedeniyle kapalı olan Design Museum’u programınıza ekleyin
  • Borough Market veya Maltby Street Food Market'den birinde yemek yiyin
  • Seviyorsanız, Kipling 44'de mukim Britannia viski barında özel ve nadir single malt viskilerden iki tek atın
  • Biz KLM ile uçtuk ve dönüş uçaklarını Amsterdam'da 24 saati geçmeyecek bir aktarma ile ayarladık. Uçuşları böyle ayarlarsanız bilete ek bir ücret ödemeden Amsterdam'da kısa bir stop yapabilirsiniz ;)
Yol Gidenindir!

Hiç yorum yok: