06 Şubat 2007

Cote d’Azur

Bu yazıda Fransa’nın Akdeniz kıyılarına, Cote d’Azur’a, yani nam-ı diğer Fransız Riviera’sına gidiyoruz... Yolu Nice, Cannes, St.Tropez ve Monte Carlo’ya düşeceklerin göz atması kendi faydalarınadır!

Fransız Rivierası – French Riviera

19ncu yüzyılın başlarından itibaren Avrupa sosyetesinin adresi olmaya başlamış bu bölge aslında bizim Antalya varidir. Zaten bu nedenle Antalya bölgesine yabancıların takdığı isim Turkish Riviera (Türk Rivierası)’dır... adı üzerinde bizimkisi yapılaşma ve eğlence olarak “a la turca” ama olsun.

Kemer – Antalya – Alanya üçlüsünün aynı sırayla karşılığı Cannes – Nice – Monte Carlo’dur. Ek olarak St.Tropez vardır ki hiç de pas geçilmemelidir. Bu arada hemen belirtelim Monte Carlo, Monaco Presliğinin şehridir. Bölgenin merkezi Nice olup havalimanı da buradadır. (Havalimanı kodu NCE). Aslında Fransızların cilalayıp-parlatıp dünya turizmine sundukları ve yıllar boyu süren tanıtımlar, uluslararası etkinlikler vb sayesinde cazibe merkezi haline getirdikleri bu bölge güzeldir, hoştur ama öyle hayal edildiği gibi “muhteşem” bir yer de değildir. İki kez gittiğim Cote d’Azur’a bir daha gider miyim? Sanmam :)

Nice
Bana göre tipik bir Akdeniz şehri olan Nice bölgenin de en büyük yerleşim yeridir. Nice’in en güzel yeri, pek çok filmde, kartpostalda ve posterde görebileceğiniz “Promenade des Anglais”dir. (İngilizlerin yürüyüş yolu gibi bir anlama gelmekte) Nerdeyse tüm şehri, İzmir’in “Kordon”u misali denizden ayıran bu geniş cadde ve kaldırım hareketin de olduğu yerdir. 3-5 basamak indiğinizde kendinizi kumsalda bulursunuz ve mevsimindeyseniz kendinizi Akdeniz’in sularına bırakabilirsiniz. Fakat bu keyfi yaşamak isteyenlerin dikkat etmesi gereken bir nokta “beach club”lar. Hemen hemen her yer “beach club” olarak düzenlendiği için şezlong ve şemsiye için Euro saçmak zorunda kalabilirsiniz. Hemen sinirlenmeyin! Meşhuuur Fransız Rivierasından denize giriyorsunuz...hatırlatırım ;) Belediyenin plajları da var elbette ama yer bulmak zor, hadi yer buldunuz rahat etmeniz zor falan filan.

Gezecek yer var mıdır? Bana göre yoktur! Nice caddelerinde turlayabilir, cafelerde keyif çatabilir, kendinizi pek yormadan paşa paşa zamanınızı geçirebilirsiniz. Fakat bizim tatillerde genelde bu olmadığı-olamadığı için başlarsınız program yapmaya. Yarın Cannes’a sonraki gün Monte Carlo’ya gidelim, onu da yapalım şunu da yiyelim, bunu da içelim... Aslına bakarsanız bir “long weekend”, çok çok 4 gün Cote d’Azur bölgesi için yeterlidir.

Cannes

Tatilmiş, gezmekmiş, görmekmiş pek umrunda olmayanlar bile Cannes’ı duymuştur... sağolasın Cannes Film Festivali ve sahilde şöhreti yakalamak uğruna plajlarda gazetecilere çıplak poz veren ablalar. Nice’den çok rahat bir tren yolculuğu ile 30-35dk mesafede olan Cannes özellikle yazın süper piyasa mekanı! Avrupa ve Türk sosyetesinin evleri de genelde burada mesela. Bu nedenle yerli veya yabancı tanıdık bir simaya rastlamanız durumunda şaşırmayın, “cool” olun!

Elbette Cannes (yeri gelmişken okunuşu Kan) bundan ibaret değil... Nice ile kıyaslandığında küçük ama daha kaliteli bir şehir burası. Festivalin de yapıldığı kongre sarayı pek çok uluslararası kongre, toplantı vs ev sahipliği yapmakta. Mesela her sene GSM operatörlerinin kongresi var... hani Turkcell, Telsim ve Avea’nın zaman zaman ödül aldığı.

Monte Carlo

İşte bölgenin en keyifli yeri! İç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Fransa’ya bağlı Monaco Prensliği burası. Dünyanın bir kaç kumar şehrinden biri olmasından dolayı gördüğüm en güzel “Casino” burada, şehir içinde gerçekleşen tek Formula 1 burada, 10-12 metrelik teknelere kayık muamelesi yapılan Akdeniz’in en popüler marinası burada, yani var oğlu var. Nasıl ki Cannes bölgede kongrelerden, festivallerden para kazanan şehirse Monte Carlo da eğlenceden (aslında İngilizcesi daha iyi oturuyor “entertainment”) para kazanan şehri.


Casino ve cafeler haricinde Monte Carlo’da gezecek bir yer var! Monaco Prensliğinin Kraliyet Sarayı ziyaretlere açık. Hani şu Prenses Stephanie’nin, Prens Albert’in büyüdüğü, aşkların ve acıların yaşadığı saray. Teleferikimsi bir araçla çıkıp yürüyerek inmenizi tavsiye ederim zira iniş yolunda şehri farklı açılardan görme şansınız oluyor.

Hızını Alamayanlara; San Remo

Ne alaka demeyin! “Yol Gidenindir Felsefesi” her zaman sürprizler getirir. İtalya’nın ismini müzik festivali ile duyurmuş bu şehri trenle Nice’e yaklaşık 1 saat mesafede. Halk pazarından ve dükkanlardan gündelik hayatınıza tad katabilecek alışverişler yapabilir, cafelerinde gerçek bir espresso veya cappucino keyfi yaşayabilirsiniz. (San Remo)

Ne Yenir? Ne İçilir?

Akdeniz kıyılarında, Fransa’dasınız... fazla söze gerek yok diye düşünüyorum. Deniz mahsulleri ile aranız iyiyse yaşadınız. Balık, kalamar, midye vb bolca mevcut. Sefood Pasta veya Pizza da yenilebilir. “Provance” bölgesinin baharatlarıyla hazırlanmış et ve tavuk yemekleri de acaip lezzetli benden söylemesi. Sabahları elbette croissant! Ve tabi ki Fransız şarapları kaçmaz. Fiyatlar hiç de ucuz değil. Yazının başında da belirttiğim gibi Cote d’Azur’dasınız, Eurolar havada uçuşacak!

Ne Alınır?

Birçok şey alınır... şarap alınır, “Provance” baharatları alınır, sabun alınır, magnet, t-shirt gibi ıvır zıvır hediyelik alınır, bizim ayarsanız Gallerie La Fayette’den, bütçeniz uygunsa Cannes’da bulunan şık butiklerden birkaç parça üst-baş alınır, yakalarsanız ünlülerden imza alınabilir

Nerede kalınır?

Hesaplı oteller Nice’de... aslında çoğu otel Nice’de :) Ben ilk gidişimde Avurpa’nın hesaplı otel zinciri (3 yıldız ayarı) Hotel İbis’de ikinci gidişimde de orada yaşayan bir arkadaşımda kalmıştım. Bu nedenle tavsiyem internetten iyi bir araştırma yapmanız. HRS’i bu araştırma için önerebilirim. Bölgedeki her şehre/kasabaya sahil boyunca işleyen trenle en fazla 1 saatte ulaşabildiğiniz için tam ortada yer alan Nice’da kalmanız işinizi kolaylaştıracaktır.

Ne zaman gidilir? Nasıl gidilir?

Mayıs-Ekim arası uygundur ama planlama aşamasında hava durumunu kontrol edin. Denize girmek sizin için olmazsa olmaz bir olaysa Haziran-Eylül daha mantıklı olacaktır.

THY yazın haftada 5 gün, kışın da haftada 3 gün Nice’e direkt uçmakta. Bunun yanıda, aktarmalı da olsa SWISS ve Alitalia her gün uçmakta. Air France ile gitmeyi tavsiye etmem zira taa Paris’e kadar uçup geri dönmeniz gerkiyor ki bu zaman kaybı. Aynı şekilde KLM ve British Airways de Nice için düşünülmemeli.

Aklınızda Bulunsun...

> 2 gün Nice, 1 gün Cannes, 1 gün Monter Carlo yeterlidir, fazlası gerekli değildir. St.Tropez opsiyonel olarak +1 olarak eklenebilir.
> Cannes Film Festivali zamanı gitme deliliği yapmayın, fiyatlar uçuyor
Monte Carlo’da casinolara girişte kıyafet (takım/elbise/kravat) zorunluluğu var, kot&t-shirt sadece “slot machine” kısmına girebiliyorsunuz

> Öğlen yemeklerinizi atıştırın, akşam yemeğinde paranıza kıyıp adam gibi yiyin, keyfini çıkarın
> Fransızlara uyuz olabilirsiniz ama dövmeyin

3 yorum:

mrl's page dedi ki...

merhaba,
tesadüfen girdim blogunuza, çok faydalı bilgiler tecrübeler varmış :)
selamlar
mrl

Adsız dedi ki...

Côte d'Azur u defalarca gezmis birg olarak yorumlariniz ve benzetmeleriniz cok yanlis..Bence bu yazisi silin..insanlara yanlis bilgiler aktarilmasin.tesekkurler

Borga Dinçler dedi ki...

Biraz önce yayımladığım yorum yukarıdaki yazımda kullandığım benzetmelerimin ve yorumlarımın yanlış olduğunu belirtiyor.

Kişisel bir yorumdur, pozitif veya negatif olması hiç önemli değil, saygı duyuyorum... zaten şu anda yayında :)