20 Aralık 2006

İskoçya - Highlands

7 yıl sonra hatırlamak ve yazmak zor da olsa işte İskoçya Gezi Notları…

Tanıştığım bir İngiliz bana şu soruyu sormuştu; Do yon know the fucking difference between United Kingdom and Great Britain? Bu soruyu şak diye cevaplamak için bir şekilde İngiliz Kültürü ve değer yargıları ile haşır neşir olmak gerekiyor. Biz Türkler için Avrupa’nın kuzeybatısında bulunan adanın ve devletin adı İngilteredir. Oysa ki orası Great Britain (Büyük Britanya), İngiltere ise Great Britain’i oluşturan 3 devletten biridir. (İngiltere, Galler ve İskoçya). Sorunun cevabı ise şimdi geliyor; United Kingdom, yani Türkçe olarak Birleşik Krallık bu 3 devlete Kuzey İrlanda eklendiğinde oluşuyor. İngilizce olarak düşündüğünüzde ve yarattığı sorunları da hesaba katarsanız gerçekten it is a fucking difference!

1999 yılında Swissair’de görev yaptığımız dönemde The Qualiflyer Group adıyla bir havayolları ittifakı (alliance) kurulmuş, ben ve Ferit 8 ay süreyle THY’da bugün birçoğunuzun cebinde bulunan Miles&Smiles Mil Programının organizasyonunun kuruluşunda çalışmıştık. Bunu takiben The Qualiflyer Group, bizi Londra Merkez Ofiste kurulmakta olan Türkçe Servisine destek olmamız için geçici görevle Londra’ya atadı. Düşünsenize… Londra’da (Chiswick) kiralık süper bir evde kalıyorsunuz, cebinizde tüm zoneları kapsayan bir metro kartı ve Istanbul’da yatan maaşınıza ek olarak kişi başı aylık 900£ (2.500YTL) harcırahınız var. Siz olsanız ne yaprdınız? :) Kendimizi gezmeye, yemeğe ve elbette içmeğe verdik. Londra’yı tam olarak bu dönemde çözdüm. Ama bir güzel iş daha yaptık ve Büyük Britanya’da geçireceğimiz son haftasonunda İskoçya’ya gitmeye kara verdik.

Londra – Inverness

Cuma akşamı iş çıkışı kendimizi Gatwick’e attık ve “acaba pass biletle binebilecek miyiz?” huzursuzluğu içinde kalkacak British Airways uçağını beklemeye başladık. Uçak THY’nın da uzun yıllar kullandığı ve filodan çıkrattığında deve kestiği RJ serisi uçaklardandı. Pass yolcuların bu tip küçük uçaklarda şansı her zaman daha azdır ama şanslıydık! Yaklaşık 1,5 saat süren yolculukta hiç de beklemediğimiz bir servis vardı. Viskileri birbiri ardına devirip, bir iç hat uçuşunda bulabileceğiniz en güzel yemeği mideye indirdikten sonra Inverness havaalanına indik. İskoçya’daydık, Highlands’e hoş gelmiştik ve evet… burası farklıydı!

“Yol Gidenindir! Felsefesi” her zaman geçerli olduğu için önceden bir otel filan ayarlamamıştık. Havaalanın danışmasından birkaç pansiyon (bed&breakfast) ismi alıp taksiye atladık ve ikinci denememizde yaşlı bir İskoç teyzenin işlettiği yere çöktük. Pansiyon diyerek küçümsemeyin, yoldan geldiğimizi bildiği için ne ara hazırlayıp koyduğunu çözemediğim ama odaya girdiğimizde bizi bekleyen cucumber sandwichler bizi bekliyordu. Hatta ertesi sabah kahvaltıda ne yemek istediğimiz bile not alındı! Ben yumurta yemeyen biri, Ferit de domuz eti yemeyen biri olarak kendimizce siparişlerimizi verdik. Bu arada öğrendik ki şehirde bir de Türk pansiyonu varmış. Her yerdeyiz! :)

Kyle of Lochalsh

Ertesi sabah, İskoç teyzenin hazırladığı kahvaltıyı lüpledikten sonra, Kyle of Lochalsh’a gitmek üzere kargalar bokunu yemeden Inverness Garına gittik. 40-45 dakika süren keyifli bir tren yolculuğundan sonra İskoçya’nın Atlantik Okyanusu kıyılarındaydık. Diyeceksiniz ki ne önemi var buranın! Bu topraklar ve Kyle of Lochalsh’da bulunan Elian Donan Castle (Kalesi) İskoç Bağımsızlık Hareketi için önem taşıyan yerler. Hatta birçoğunuzun izlediğini tahmin ettiğim, başrolünü İskoç actor Mel Gibson’ın oynadığı Bravehearth (Cesur Yürek) filmi bu bölgede çekilmiş. Epey bir gezindikten, limandaki otelde 5 çayımızı içdikten sonra yine trenle Inverness’a geri döndük. O akşam Inverness’de ne yediğimizi, ne yaptığımızı ne ben ne de Ferit net olarak hatırlıyor ama zihnimizin bri köşelerinde dışarıda yemek yediğimiz ve içtiğimiz yönünde bilgi kırıntıları mevcut. Vaktiniz varsa, Burasıyla ilgili son not; İskoçların İngilizlere karşı son ayaklanmasında (1746) yenildikleri Inverness yakınlarındaki Culloden’e gidiniz.

Edingurgh

Pazar sabahı İskoçya’nın başkenti Edinburgh’a (İskoçca Edinbra gibi okunuyor) doğru yola çıktık. İskoçya’yı biraz daha görmek için Perth üzerinden ve yaklaşık 3 saat sürecek bir otobüs yolculuğunu göze aldık. Yol güzel zira İskoçya ile özdeşleşmiş gölleri, şatoları, ormanları göre göre gidiyorsunuz…

Öğlen gibi Edinburgh’a varmıştık ve her zaman olduğu gibi açtık. Ben o anda gözüme en leziz ve pratik gözüken Fish & Chips olayına dalarken balık alerjisi olan ve yediğinde kaşınıp kabarmaya başlayan (benim yumurta olayı gibi) Ferit sadece “chips” yemeği uygun gördü. Şimdi bu “chips” olayını “lan patates işte!..” diye geciştirmeyin zira bunlar farklı! Burada patatesler sirkeli :) ancak o anda bunun pek de önemi olmuyor açıkçası.

Bu arada şanslıydık zira şehirde kutlamalar ve “Royal Mile”da geçit töreni vardı. Ne bayramı veya günü olduğunu bilmesek de geçit törenini izlemek zevkliydi. Geleneksel kıyafetleri ile İskoçlar, bando, dans eden kızlar vs vs hepsi oradaydı. Bizim 29 Ekim kutlamalarında Taksim’de olan bir yabancı ne yaşarsa biz de onu yaşadık işte. Ardından kendimizi Edinburgh’un parklarına attık ve muhteşem Edinburgh kalesinin hakimiyeti altındaki yemyeşil çimlerin üzerinde (Princes Gardens) bir süre yanladık!

Akşamüstü yavaş yavaş dönüş moduna girdik ve yürüyerek, birkez daha Edinburgh caddelerini tavaf ederek bizi havalimanına götürecek otobüsün kalkacağı Waverly Garına ulaştık. Bu arada bir bilgi daha; biz genelde gittiğimiz şehirleri yürüyerek gezeriz, keşfederiz. Fakat siz turistik davranmkta ısrarlıysanız Waverly Garının oradan kalkan ve yaklaşık 1 saat şehir turu yaptıran üstü açık otobüsler mevcut. Neyse… Edinburgh – Londra uçuşu yaklaşık 1 saat sürdü ve tekrar Londra’daydık.

Heathrow

Uçak Heathrow’a inmişti ve normalde normal insanların yaptığı gibi metro ile eve dönmemiz gerekirken biz havayolu çalışanı olmanın getirdiği garip psikoloji ile (ki biz buna aramızda saplantı diyoruz) havalimanında vakit geçirmeye karar verdik. Niye mi? Basit… Istanbul’a uçuşu bulunmayan birçok havayolunun ofislerini gezmek , broşür, city guide ve timetable toplamak. Bu size garip gelebilir ama “Yol Gidenindir! Felsefesi”ni uygulamak için bu tarz bilgiler ve dokümanlar önemlidir. Yoksa nereden bileceğiz nereden nereye nasıl gidilir, hangi havayolu ile uçmalı, hangi saatte kalkan uçak daha iyi bağlantı verir, en iyi program nasıl yapılır, nerede kalınır… di mi ama???

Ne zaman gidilir?

Valla biz Ağustos ayında gitmiştik, üzerimdeki ince mont az gelmişti ve keşke daha kalın birşeyler alsaydım demiştim. Ülke kuzeyde olduğundan (Malmö, Kopenhag ekseni) yaz aylarında geceler uzun, sıcaklık ortalama 16 derece. Varın siz düşünün kış aylarında ne kadar soğuk olacağını. Haziran – Temmuz dönemi nispeten daha az yağış alan aylar. Yani istediğiniz zaman gidin ama sıkı gidin!

Ne alınır?

Tabi ki viski! Burası viskinin ana vatanı :) Yeri gelmişken bu konuya da değinelim. İskoç Viskisi ki İngilizce’ye “Scotch” (Johnnie Walker, Chivas Regal, J&B vb) olarak girmiştir, “Whisky” olarak adlandırılır, yazılır. Tahıl alkolünden elde edilir, damıtılır, bekletilir, malt viski olarak değerlendirilmiyecekse harmanlanır vs. Amerikalıların “Bourbon”u ise (Jack Daniel’s, Jim Beam vb) patates alkolünden yapılır ve İngilizce’de “Whiskey” olarak geçer. (Benim favorilerim Scotch olarak JW Black Label, Bourbon olarak JD Silver Select. Blue Label ve Chivas Regal Royal Salute gibi özel visikileri bu değerlendirme dışında tutuyorum)

Viski dışında alabileceğiniz bir çok hediyelik var İskoçya’da. Ferit’in aldığı “Scotch Blanket”leri (İskoç Battaniyesi) iyi bir seçim olabilir. İskoç Kurabiyesi, Magnet ve mug almamak olmaz, onalrdan üçer beşer atın çantanıza. Gayda ve modası geçmiş olmakla beraber İskoç etekler de ilginç olabilir… minilerini zaman zaman etrafta görmekteyim.

Ne yenir? Ne İçilir? Gece Hayatı

Viski içilir, bira içilebilir…zaten İskoçlar da bunu yapıyor. Ada mutfağını pek sevmediğim için ben genelde standart yiyecekleri tercih etmiştim; “fish&chips”, çorbalar ve klasik pub yemekleri size yetecektir. Zaten publar aynı zamanda İskoç gece hayatının da adresleri. 18:30’dan itibaren insanlar publara akıyor. Cumartesi geceleri canlı müzik eşliğinde süregiden eğlencelerin özü pub muhabbeti ve içki.

Aklınızda Bulunsun!

> İskoçya’da İngiliz Poundunun yanında İskoç Poundu da geçmekte ama İngiltere’ye dönerken hepsini harcamış veya İngiliz Poundu ile değiştirmiş olun. (1SP=1İP)
> İskoçya’da konuşulan İngilizce farklı, ağır bir lehçe ama iki tek atınca hepsi aynı
> Bed&Breakfast veya Guest House olarak bilinen pansiyonlar konaklama için ideal
> Terkking ile ilgileniyorsanız adalara gidin! Skye, Colonsay, Harris gibi yüzlerce adası olan İskoçya bu konuda doğa zengini

Yol Gidenindir!

9 yorum:

behic omer dedi ki...

dunyada gormek ıcın sabırsızlandıgım tek yer iskoçya.Elinize ve ayaklarınıza saglık tesekkurler!!!

zeyno dedi ki...

Merhaba, Aralık ve ocak aylarında iskoçya irlandaya gitmek istiyorum. Tek başıma gidicem ve turlara katılmayı düşünmüyorum.. Bana bu konuda daha aydınlatıcı bir şekilde yardımcı olursanız çok sevinirim..

Borga Dinçler dedi ki...

Zamanlama konusunda bir daha dusunmeni oneririm zira yaz mevsiminde bile soguk olabilen bir yer Iskocya. Irlanda'ya ise henuz gimedim, yorum yapamiyicam.

Iskocya icin Scottish Tourist Board'un sitesinden gidecegin donemde neler oluyor, etkinlikler, yapilabilecekler vs konusunda bilgi alabilrsin. Adresi: http://www.visitscotland.com/

CHROMA dedi ki...

Ağustos içinde 4 gün Edinburgh 4 gün Londra şeklinde bir tatil planlamaya çalışıyoruz eşimle. Yazınız çok yardımcı oldu, teşekkür etmek istedim.
Yolunuz hep açık olsun :)

MP dedi ki...

İskoçya ile ilgili 2 tane kitap okumuştum ve ister istemez ilgimi çekmişti. İnternetten birkaç bir şey bakınca insan doğal olarak hayran kalıyor. gezip görmeyi çok isterdim..

MP dedi ki...

İskoçya ile ilgili 2 tane kitap okumuştum ve ister istemez ilgimi çekmişti. İnternetten birkaç bir şey bakınca insan doğal olarak hayran kalıyor. gezip görmeyi çok isterdim..

Adsız dedi ki...

Geçen hafta londraya gidecektim. Ancak iskoçya ile ilgili okuduğum bir yazıya sizinki de eklenince londra tatilini 4 güne indirip iki günü de iskoçyaya ayırdım. Birgün Edinburghda kaldım ki şehri çok beğendim.Highland turuna da katıldım ve gerçekten İskoçların yaşayış tarzı itibariyle ingilizlerden daha farklı olduğunu gördüm. İyi ki yazınızı okumuşum. İyi ki İskoçyaya gitmişim. Teşekkürler.

Seda dedi ki...

Oncelikle keyifli ve bilgilendirici yazın icin tesekkurler.
Ben bir hafta sonra Cambridge'e gidicem. Oradan da 2 gunlugune Edinburgh'a gecicem. Hm evet Ocak ayı gezip kesfetmek icin pek ideal gorunmeyebilir ama usume bir sure sonra yerini uyusmaya bırakacagi icin pek dert etmiyorum. Umarım yanılmam.. :) Hoscakal..

m dedi ki...

Güzel bilgiler teşekkürler :)